Bir Bahar Yolculuğu; Gülhane’den Sultanahmet’e..
Şubat 11, 2020
Yıldız Falcılığı
Şubat 11, 2020

Kitaplar Hakkında

Kitaplar Hakkında

Ben bir kitap tutkunuyum fakat yine de bunu açıkça itiraf ederek birazdan yazacaklarımın objektifliğini sorgulamanız konusunda, hepinizi teşvik edeceğimi düşünüyorum. Tutkumun boyutunu ise her ne kadar kendime ”kitap fetişisti” demek istemesem de ekrandan okumak mı yoksa eline bir kitap almak mı sorusunun cevabını tartışmasız bir şekilde kitap olarak verecek derecede görüyor ve çağın sunduğu tüm alternatif bilgi alma sistemlerine önyargıyla bakacak ve kütüphanemdeki kitapların sadece sayısının çokluğundan bile zevk alacak kadar da taraflı bir durumda bulunduğumu ekliyorum.
Bilgi almanın çeşitli yolları olduğu hepimiz tarafından bilinen oldukça basit bir gerçektir. Fakat bu ve buna benzer bazı basit gerçeklerin aslında çağımız tarafından bize sunulan bonuslar olduğunu düşünen de bir tek ben değilimdir herhalde? Çok değil 30 sene önce internet yokken televizyon, ondan bir 40-50 sene kadar önce televizyon yokken radyo ve öncesinde de gazete ve dergiler tüm dünya için eş zamanlı olmasa bile sırası değişmeyen bilgi alma sistemleriydiler. Kitabı diğer yazılı materyallerden ayırmamın ise boyut haricinde de açıklamaları olacaktır.
-Öncelikle kitap; özellikle 20.yy öncesinde magazinsel yönü pekte olmayan bir yapıdaydı.
-İkinci olarak kitap; gazete, dergi ve türevleri gibi devamlılığı olmayan bir yapıdaydı.
-Üçüncü olarak kitap; daha çok yazarı üst düzey insanlar olduğundan dil bakımından da üst düzeye hitap eden bir yapıdaydı.
-Dördüncü olarak kitap; aciliyetle bilgi saçmayan, haber vermeyen hatta çoğu zaman hayata doğrudan etki eden bilgiler dahi vermeyen bir yapıdaydı.
-Beşinci olarak kitap; belirli konularda uzmanlaşma niyetinde olanların haricinde, diğerlerinin kolaylıkla ulaşabilecekleri türden bir satış sistemine sahip olmayan bir yapıdaydı.
-Altıncı olarak kitap, boyut bakımından okunması zaman alacağından ve zaman hemen herkesçe kıymetli olduğundan, kısa ve gündelik metinlere oranla öncesinde okuma kültürü olmayan yahut bu kültür herhangi bir mekanizma ile pompalanmayan nesiller tarafından tercih edilmesi güç bir yapıdaydı.
-Yedinci olarak kitap; şüphesiz ki baskı, emek ve boyut bakımından pahalı olması gayet normal bir yapıdaydı.
Aslında daha sayabilirim ama asıl mesele bu olmadığından üzerinde fazla durmayacağım. Yedide bırakmamın ise tek sebebi tüm toplumlarca değer verilen ve gizemli bir tarafı olan sayılardan biri olması. Neyse meseleye dönelim. Kısacası kitap neredeyse 20.yy’ın ortalarına kadar tercih edilmesi o kadar da makul bir şey değildi. Sadece bilgi alma türleri bakımından söylemiyorum bunu, bir nesne olarakta kitap değeri bugünkü gibi neredeyse kutsallaştırılan bir yapıda da değildi. Fakat sonra dünyanın gelişme hızında önceki yüzyıllara oranla büyük bir sıçrama yaşandı. Tabi bunun tarihsel süreçte fransız ihtilali ile, sanayi devrimi ile, 2 adet dünya savaşı ile ve sonrasındaki soğuk savaş ile ya da kapitalizm ile açıklanabileceğine eminim fakat o toplara da girmeyeceğim hiç. O konular sıkça tartışılıyor zaten. Bu nedenle benim asıl derdim ortaya çıkışı, geçirdiği evreler falan değil, doğrudan -kitabın- bugünkü durumu.
Kitap bugün için; bilgi veren, ucuz(sakın pahalı demeyin, o konuda haklı çıkmanıza imkan yok zira bir paket sigara olmuş kaç para) , kolay okunan birçok farklı türde, ebatta ve dilde. Fakat yine de eskisine nazaran daha çok okunmasına rağmen -ki bu aslında normal olduğundan pek tartışmıyorum- yeterince tercih edilmiyor. Bunun nedenlerini yine yedi kutsal açıklamayla sorgulayabiliriz:
-Alternatifleri o kadar çok ki, kitabın bunca alternatif arasında seçilmesi gerçekten özellikle internet çağı nesli için anlamsız.
-Zaman, günümüzde geçmişte olduğundan çok daha kıymetli çünkü yapacak çok daha fazla işimiz var ve kitap okumanın kısa yolu falan da yok maalesef.
-Özellikle televizyon ve internet boşta kalan zamanı çalma konusunda müthiş bir yarış halindeler ve kitap bu yarışa dahil olma konusunda iddialı bile değil.
-Ucuz olduğu konusunda tartışmayacağım fakat bedava değil, oysa ki telefonlarımızdaki internet ya da televizyonlarımız -tabi ki onlar içinde ödeme yapıyoruz- bize kendilerini bedava hissettirecek kadar çok imkan sunduklarından, gözümüze neredeyse bedava geliyorlar.
-Toplu halde yapılabilecek aktiviteler arasında yer alamadığından(aslında ideal aile hayalimde belirli süreler dahilinde alınabilir ama henüz o kadar gelişmedik) sosyalliği ve aile yaşantısını olumsuz etkileyecek yanları var.
-Çok önemli bir neden de kitap okumanın en nihayetinde çok kitap okuyanlarda görüldüğü şekliyle büyük bir farklılaşma yaratacağı ve bu farklılaşmanın da toplumun büyük kısmı tarafından olumlu karşılanmayacağı gerçeği.
-Son olarak, çokta zorlamadan kitabın günümüz bilgi alma yolları içinde işi yokuşa sürecek detaycı bir yapıya sahip olması(bu aslında iyi bir şeydir fakat sonsuz bir zaman ve ilgi alanına sahip olamadığımızdan her şeyden azar azar mantığıyla çelişmememiz gerekiyor).
Yani bana kalırsa kitap okumak bilgi almak bakımından ne geçmiş yüzyıllarda ne de içinde bulunduğumuz zaman ya da sonrasında alternatiflerine göre öne çıkabilecek bir uğraş değildir. Hatta diğerlerinin tümünden eski olmasına rağmen, bir zamanlar toplumsal boyutta ideal yerinde olduğuna dair bir kanıtımız da yok maalesef. Yani kitap hiçbir zaman çoğunluğun elinde olmadı ve olmayacak. Fakat bununla tezat gibi görünse de -bence tezatı karşılamaz bu anlam zira gayet doğal bir şeydir bu sonuç- kitap nitelik taşır ve onu okuyanına aktarır, üstelik bu zorlu bir süreçtir ve zeka gerektirir. Yani hiç kimse üzerine alınmasın ama herkes kitap okusa dahi herkesin okuduğuyla nitelik kazanması olanaksızdır.
Öncelikle tüm insanlar için geçerli ve doğuştan gelen ya da sonradan kazanılan-kaybedilen bazı eksi ya da artılarımız vardır. Bunlar yaşadığımız coğrafya ile, ailemizin kişilikleri, yaşamları ve maddi durumları ile, içine doğduğumuz zaman dilimi ile, doğuştan gelen ya da sonradan kazanacağımız(olumlu-olumsuz) fiziksel-sosyal-psikolojik özelliklerimiz ile ve şüphesiz daha pek çok şey ile değişebilir.
Sonuç olarak kitap; bilgi verme konusunda ortaya çıktığı ilk zamanlara nazaran çağımızda daha çok alternatifi bulunan fakat detaycılığı bakımından yapı itibari ile tüm bu alternatiflere kafa tutabilecek bir güçte sayılabilir(bilgisayarların muhteşem hafızaları olsa da çoğunluğumuz o düzeyde değiliz ve bu nedenle aslında çağın getirdiği bazı çoğunluğumuzu aşan imkanları kitaba bir darbe vurur nitelikte görmemek gerekir). Ancak yine de -bana kalırsa tabi- televizyonun bir türlü azalmayan, internetin ise sürekli artan etkisi ve doğamız gereği çoğunluğumuzun kitaba değil de bu ikisine uyumlu evrimimiz sonucu -ben ve benim gibi olduğunu düşünenler için söylüyorum- evet, dünya daha çok kitap okuyanlar tarafından şekillendirilecek fakat diğerleri daha çok eğlenecekler…
Not:Herhangi bir paragrafın arasına da yerleştirebilirdim bu notu fakat özellikle sona kalsın istedim. Çünkü sahiden de tüm yazdıklarımı çöp edecek güçte bir not olduğunu düşünüyorum. Evet, hazırsanız not şu: Kitap okumak ya da bilgi almak olayı çoğunluğumuzun umurunda bile değildir aslında. Ben sanki böyle bir gerçek yokmuşçasına bilgi almak falan yazdım ama ”daha çok eğlenecekler” kısmı tamamen bu koyula ilgiliydi aslında.
Yani kitap okumak, bilgi almak ya da dünyayı şekillendirmek falan zaten bunları yapmak isteyenlerin haricindekilerin aklına bile gelmeyen şeylerdir. Bu nedenle onlar daha çok eğlenecekler fakat olur da kitaplar sayesinde edindiğimiz donanım ve vizyon sahiden de dünyayı şekillendirenler arasına dahil edebilirse bizi -kendi adıma söylüyorum- kesinlikle eğlenecek bir şeyler bulabilirim. Onca yıl gece gündüz okuyup, araştırdıktan sonra öyle kur kuruya kahramanlıkla falan bırakmam o işin peşini…

Agnoskeptik

Bağımsız Kalemler

İstanbul Tarihi ve Turistik Yerler; Şehir İstanbul

Bizi Facebook adresimizden takip edin

Comments are closed.