Kanlı Çınar

Bakireler Tapınağı da Denizini Özlüyor mu?
Haziran 23, 2022
Süleymaniye Camii; Adalarında Bahar, Süleymaniyende Güneş
Haziran 23, 2022

Kanlı Çınar

Kanlı Çınar

Alman Çeşmesi’nin Dikildiği Yerde Eski Bir Efsane

Bazı gerçekler rivayetleri bile aşıyor. Öyle ki bir dostluk simgesi olarak yapıldığı konusunda hemfikir olunan fakat bu dostluğun taraflara bazı kazanımlar sağladığı da söylenen Alman Çeşmesi, tarihin pekte güzel şeylerle hatırlamadığı bir noktaya yapılmış. Neden böyle yapılmış acaba? Estetik açıdan son derece güzel, etrafındaki onlarca roma-bizans-osmanlı eseriyle uyumlu ve kültürümüz açısından manası büyük bir hediye: bir çeşme!
Anadolu kültüründe çokça karşılaştığımız bir durumdur bu. Hayır işlemek isteyenler, kendilerinden başkalarına da fayda sağlamak isteyenler, gelecek nesillere adının saygıyla anılacağı bir miras bırakmak isteyenler ya da bunu ölmüşlerinin ruhlarına adayarak onlara huzur vermek isteyenler özellikle suyun zor bulunur olduğu noktalara çeşme yaptırırlar.

Efsane Ağaç

Doğu mitolojisinde geçtiği kesin olan fakat bu doğunun neresi olduğu konusunda pekte anlaşılamayan efsanevi bir ağaç varmış. Anlamları birbirinden çokta farklı olmasa da bu ağacın meyvelerinin insan suretinde ya da yalnızca insan kafası şeklinde olduğu söylenmekte. Oldukça ürkütücü değil mi? Mitolojide herhangi bir mantık sınırı olmadığı için özgürce abartılabilmiş fakat bir türlü netleştirilememiş bir konu olsa gerek.
İşte bizim Alman Çeşmesi, herhangi bir mesaj vermeye yönelik olmadığı aşikâr olduğu hâlde nedendir bilinmez, yine bizim olan büyükçe bir ağacın yakınına dikilmiş. Halkın hafızasında birden çok vahim hadiseye mekân teşkil etmesi açısından kötü manada yer eden bu ağaç, aslında hiçbir kabahati olmamasına karşın sevilememiş pek.

Vakvak Ağacı

Tıpkı mitolojideki adıyla vakvak ağacının anlatılagelen tasvirlerinde olduğu gibi halkın daha çok kanlı çınar tabirini kullandığı bu ağaçta, her ne kadar insan eliyle asılmış olsalarda dallarında kısa bir süreliğine meyve olarak kelle taşımış bir ağaç.
Üzerinde bulunan tunç kitabede Almanca bir açıklama yazmaktadır. Türkçesi şöyledir: “Almanya Kayseri II. Wilhelm, 1898 senesi sonbaharında Osmanlı padişahı haşmetli II. Abdülhamid’i ziyaretinin bir şükran hatırası olarak bu çeşmeyi inşa ettirdi.”
Planlarını Kayser’in özel danışmanı Mimar Mark Spitta çizmiş, yapımını Mimar Schoele üstlenmiş olsa da yine bir Alman olan Mimar Carlitzik ve bir İtalyan olan Mimar Joseph Antony’de projede yer almışlardır.
Açılış Tarihi 27 Ocak 1901’dir. Parçalar hâlinde buraya getirilen eser Alman ekibi tarafından birleştirilmiş, civarda eser ile uyumlu bir çevre düzenlemesi dahi yapılmıştır. Her yönüyle dostane bir hediyedir hatta bu dostluk kubbeli bir yapı olan çeşmenin, kubbesini taşıyan kemerlerinin iç yüzeylerine usta Hattat Mehmed İzzet Efendi’nin emeği ve şair Ahmed Muhtar Efendi’nin sekiz beyitlik manzumesiyle* -her kemere bir beyit denk gelecek şekilde- işlenerek ebedileştirilmiştir.

 Ahmet Paşa Binbirparçaya Ayrılıyor

17 yüzyılın ortalarında henüz sıradan bir çınar ağacıyken Sultan İbrahim’i tahttan indirmek için isyana kalkışan bir grup asker, Sadrazam Ahmed Paşa’yı öldürdükten sonra meftayı bu çınarın dibine atmışlardır. Durumu fırsat bilen hilekâr bir isyancıysa “insan yağı eklem ağrılarına iyi gelir” yalanıyla meftayı parçalar hâlinde -akıl alır gibi değil- halka satmıştır. Ölüden geriye kalanlar akşam vakti gömülebilmişse de ahali bu olaydan sonra Sadrazam Ahmed Paşa’yı “hezarpare” yani bin bir parça lakabıyla anar olmuştur.
Diyeceksiniz ki ağacın bu hadisede suçu ne? Haklısınız elbet fakat sabır.

Ağaçta Günlerce Sallanan Kelleler

Bu olaydan birkaç yıl sonra sefer dönüşü paraya ihtiyacı olan asker takımı ekonomik sebeplerle paralarını eksik alınca öfkelenmiş ve padişaha suçlu buldukları birtakım kişilerin kellelerini şiddetle istediklerini bildirmişlerdir. Askerlerin bu isteğini geri çevirme girişiminde bulunmuş olsada hadisenin uzayacağını anlayan padişah sonunda isteği kabul etmiş ve yaklaşık otuz kişinin cansız bedenleri isyancılara verilmiştir. Nasıl bir öfkedir ki bu, otuz ceset ile bile yatışmamıştır, öyle ki tüm cesetler oracıkta paramparça edilerek kelleleri malum çınara getirilerek dallarına asılmıştır. Günlerce asıldıkları dallarda bekleyen kelleler, ağacın hafızalara mitolojideki karşılığı olan ”Vakvak” adıyla yerleşmesine sebep olmuştur.
Ve yine diyeceksiniz ki ağacın bu hadisede suçu ne? Az kaldı açıklıyorum.
19 yüzyıla gelindiğinde artık ancak ihtiyarların atalarından işitip yeni nesle aktardıkları bir hadise olarak unutulmaya yüz tutmuş ağacın namı, 1826 yılında bu sefer daha önceki hadiselerin mimarı olan yeniçerilerin son isyanında -ve yeniçeri ocağının kaldırılmasıyla neticelenen- öldürülen askerlerin cesetlerinin yine bu ağaca asılmasıyla büyümüştür.
Ama diyeceksiniz ki ağacın bu hadisede suçu ne? Peki ya Alman çeşmesi, onun bu hadiselerle ilgisi ne?
Ağacın Cumhuriyeti gördüğü biliniyor. Çeşmenin açılışıysa 1901. Yani ağaçtan kalan boşluğu doldurmuyor Alman çeşmesi. Fakat onca eseri üzerinde barındıran ve bir açıkhava müzesi işlevi gören tarihi meydanın, birbirine oldukça yakın iki noktasının hem uzunca bir süre şehir halkı tarafından feci hadiselere konu olan mitolojik bir ağaçla, hem de anadolu kültürünce değerli olduğu gibi bir hediye olması anlamında tüm insanlık tarihi bakımından da değeri tartışılamayacak bir sanat eseriyle anılıyor olması şaşırtıcı değil mi?
Evet ağacın bu hadisede hiçbir suçu yok, kanlı olan tarih. Ağaçsa masum, sıradan bir çınar. Fakat ne söylerlerse söylesinler, ne anlatırlarsa anlatsınlar çeşme yalnızca çeşme değil. Farklı mimari yapıların ve estetik anlayışlarının birleştirildiği tarihi bir yapı. Siyasete alet edilemeyecek kadar değerli bir hediye ve tıpkı kubbeyi taşıyan kemerlerin iç yüzeylerine yazılan manzumenin son dizesinde söylendiği gibi;
”Oldu bu çeşme mülâkâta ne dil-cu yâdigâr”
Günümüz türkçesi ile; ”Bu çeşme iki hükümdar arasındaki görüşmenin gönül çekici bir hatırası oldu”.

İstanbul’a Seyahat

Eşsiz bir kültür turizmi yaşamak, tarihin bambaşka köşelerinde gezinmek, tatilinize tarifsiz güzellikler katmak için, seyahat planlarınızı İstanbul’a yapın. 

İstanbul seyahatinizde nerede kalacağınıza, nereleri görmeniz gerektiği, neleri tatmanız gerektiğine dair bilgiler almak istiyorsanız bize mail atabilirsiniz. Kalabileceğiniz otellerden, yemek yiyebileceğiniz mekanlara, gezi rotanızdan, eğlence alanlarına kadar her konuda bilgiyi arkadaşlarımız karşılıksız olarak size vereceklerdir. Şimdiden iyi tatiller, iyi eğlenceler…

sehrinhikayesi@gmail.com

 

Oğuz SARITEPE

İstanbul tarihi ve turistik yerler

Bizi Facebook adresimizden takip edin

 

Comments are closed.