

15 asırdır tarihe ayak diriyor
Roma İmparatorluğunun ihtişamıyla, Osmanlı imparatorluğunun kudretini bir arada yaşayacaksınız.
1500 senelik tarihin görkemiyle büyülenecek, her karesinde bambaşka heyecanlar duyacaksınız.

Yakıldı, yıkıldı ama tarihe ayak diredi. İslamiyetin ve Hristiyanlığın ortak müzesi.
Ortadoks Hristiyanlığına göre tanrının üç niteliği vardır. Ayasofya bu üç nitelikten biri olan ‘ilahi bilgili’ anlamına gelir. İlk inşa edildiğinde Megale Ekklesia ismi verilmişti. Bu Büyük Kilise demekti. İki kere yakılıp yıkıldığı için Üçüncü Ayasofya’da denir.
İlk olarak Constantin tarafından 360 yılında kurulur. İmparator Arcadius döneminde İmparatorun karısıyla yaşadığı anlaşmazlıklar üzerine Patrik sürgüne gönderilir. Kilisenin başkanının sürgüne gönderilmesi isyana neden olur ve çıkan ayaklanmalar üzerine kilise yakılarak yıkılır.
415 yılında II. Theodosios kiliseyi yeniden yaptırtır. Lakin Jüstinyen döneminde çıkan Nika İsyanı ile kilise yine yakılarak yıkılacak ve ilkiyle aynı kaderi paylaşacaktır.
Nika isyanı bastırılmış Jüstinyen iktidarını güçlendirmiştir. Şehirde otoritesini tekrardan kuran Jüstinyen yıkılan kilisenin öncekilerden çok daha görkemli bir şekilde yapılmasına karar verir.
Fizikçi İsidoros ve Matematikçi Anthemius’u bu konuyla ilgilenmeleri için görevlendirir. Kısa bir sürede taslaklar hazırlanır ve imparatora sunulur. Fakat imparator taslakların hiçbirini beğenmeyerek kabul etmez.
Hikâyeye göre İsidros bir gece uyandığında yanında kiliseyle ilgili hazırlanmış taslaklar bulur. İmparator bu taslakları beğenerek kilisenin inşasına onay verir.
Diğer bir hikâyeye göre ise imparatorun beğendiği bu taslakları İsidros rüyasında görüp çizmiştir.
Kilisenin yapımı 532 yılında başlamış ve beş senelik bir çalışmadan sonra 537 yılında tamamlanmıştır. Kilisenin yapımında Efes’te ki Artemis tapınağı, Mısır’da ki Güneş Tapınağı ve Lübnan’da ki Baalbek Tapınağından getirilen sütunlar kullanılmıştır.
Bir başka hikâyeye göre kilisenin açılışında Jüstinyen o zamana kadar yapılmış en büyük Mabed olan Süleyman Mabedinden daha büyük bir yapı inşa ettiği için ‘Ey Süleyman, seni yendim!’ diye bağırmıştır.

Ayasofya’dan içeri girip İmparator Kapısından geçtiğinizde çok özel bir yere geldiğinizi hemen fark ediyorsunuz. Görkemli kubbeler ve süsleri karşılıyor sizleri. Bir yanda Hristiyanlık dünyasına ait izler diğer yanda İslam dünyasının izleri. Roma imparatorluğunun ihtişamlı güç gösterisi, Osmanlı İmparatorluğunun kudretiyle iç içe geçmiş. Farklı din ve kültürlerin yarattığı bu mozaik bambaşka duygular uyandırıyor içinizde.
Hristiyan bir imparatorun taç giydiği alandan Müslüman bir padişahın namaz kıldığı alana geçerken tarifsiz hisler yaşıyorsunuz.
Aşağıdan kubbelere bakarken yaşadığınız anlara yukarıdan aşağıya bakarak yeni heyecanlar katmak istiyorsunuz.
Üst kata çıkmak için dar ve ışıklandırılmış koridorlardan geçeceksiniz.
Fotoğraf makinalarınız burada da açık kalsınlar. Eşine az rastlanır koridorlardan geçmektesiniz ve fotoğraf çekilmek isteyeceksiniz.

ayasofya ikinci kata çıkan koridorlar
Yukarı çıktığınızda imparatoriçenin imparatorların taç giydiği törenleri izlediği bir alana geleceksiniz.
Fotoğraf yarışına girmeden önce mermere yaslanın ve Ayasofya’yı izleyin.
Yukarı çıktığınızda mozaiklerle karşılaşacaksınız.
Belli kısımları olmasa da önemli bir bölümü günümüze gelmeyi başarmış.
Ara ara aşağıya tekrar bakmak için mermerlere yaslandığınız da bazı kesimlerinde yazılar olduğunu göreceksiniz. O yazılar Wikingler’den kalma.

İmparator Monomakhos ve İmparatoriçe Zoe ve ortalarında İsa Peygamber resmedilmiş.
İmparatorun başı üstünde ”Romalıların inançlı hükümdarı Tanrının İsa’sının kulu Konstantinos Monomakhos”
İmparatoriçenin başı üzerinde ise ‘Çok dindar Agusto Zoe’ yazmaktadır.
İsa Peygamberin her iki yanında yazılı olan İC – XC ise Jesus Khristos’un kısaltmasıdır.

Yahya Peygamber ve Meryem Ana ortalarındaki İsa Peygambere kıyamet günü insanlığın affedilmesi için yalvarıyorlar.

İmparator II. İoannes karısı Eirine. Ortada kucağında bebekle tasvir edilmiş olanlarsa Meryem Ana ve İsa Peygamber.
İkinci kattan tekrar aşağıya indiğinizde koridorun sonunda üzerinde delik olan bir sütun göreceksiniz.
O sütun Dilek Taşıdır. Parmağınızı içeri sokun ve 360 derece döndürmeye çalışın. Bir inanışa göre bunu başarabiliyorsanız dileğiniz yerine gelecek demektir.

Eğer Ayasofya’nın görsel anlatımını izlemek istiyorsanız müzenin içerisinde kurulmuş sinevizyon var. Gün boyu sürekli olarak misafirlerine hizmet eden bu alandan faydalanabilirsiniz.
Ayasofya’nın bahçesine çıktığınızda eski kilisenin kalıntılarını görebilirsiniz.
Ayasofya’nın Topkapı sarayı kısmına doğru yol alırsanız orada bir bölümü cami olarak ibadete açıktır.
Ayasofya’ya ulaşmak için Sultanahmet’e gelmelisiniz. Tarihi Yarımadaya geldiğinizde sizi tramvaylar karşılayacaktır. Sultanahmet durağında indiğinizde Ayasofya’ya ulaşabilirsiniz.
Ayasofya tek başına bir tarihtir. Ve tarihin en önemli efsanelerinden biridir.
İki büyük din olan Hristiyanlık ve İslamiyetin, yaşadıkları dönemde dünyaya yön veren iki kudretli gücü Roma ve Osmanlı İmparatorluğunun iç içe geçmiş bu tarih ve kültür mozaiğini ziyaret etmek planlarınız arasında olsun.
Yaz dönemi 09.00 – 19.00
Kış dönemi 09.00 – 17.00
0212 522 17 50 – 0212 522 09 89
Ayasofya’nın ibadet alanı (alt kat) Türk vatandaşları için ücretsizdir. Ancak tarihi mozaiklerin ve Viking yazılarının bulunduğu üst kat galeri bölümü turistik ziyarete tabidir ve giriş ücreti 25 Euro’dur. Bu alanda Müzekart geçerli değildir.
Müzekart sayesinde Kültür ve Turizm Bakanlığına bağlı tüm müze ve ören yerlerine bir sene boyunca sınırsız olarak ücretsiz girebilirsiniz.