

Şöyle bir dönsem etrafında, her köşesi şiirlere, romanlara, filmlere konu olmuş; havasından suyuna kadar tarih kokan dünyaya bedel Ey Şehr-i İstanbul… Her adımda ayrı bir güzellik ayrı bir gizem saklarsın..
İstanbul’un en eski semti olan Cibali tarihe ışık tutan önemli bir yerleşim yeridir. Bu tarihi semt adını bir önceki yazımda kaleme aldığım Cibali kapısından almıştır. Aynı zamanda bu kapının tam yanında yer alan aynı isimle anılan Cibali karakolu yer alır. Tiyatro ve filmlere konu olan bu mekan oyun olarak uzun süre Muammer Karaca tiyatrosunda oynanmış ve sonrasında 1966 yapımlı Hulki Saner filmi olarak sinemaya uyarlanmıştır. Şuan mekan restore edilmiş olarak yeni haliyle özel bir işletme tarafından nostaljik bir kafe olarak işletilmektedir.

Cibali karakolu 1900
Cibali sokaklarında tatlı kayboluşlar..
Cibali, küçük esnafın ağırlıkta olduğu, samimi bir semttir. Balıkçılık oldukça yaygındır. Hemen her yerinde tarihin izlerine rastlanır. Sokaklarında renkli ahşap evleri ve aralarda göz kırpan meyhaneleriyle ayrı bir dünyadır. Birde tarihte büyük bir yangın geçirmiştir. Ahşap olan evler büyük hasar görmüş ama sonrasında tekrardan eski haline kavuşturulmuştur.

Cibali yangını
Şuan üniversiteye dönüştürülen Tarihi Cibali Tütün ve Sigara Fabrikası, Osmanlı döneminde 1884 yılından itibaren reji şirketinin binası olarak inşa edilmiş ve 1924 yılında Türkiye Cumhuriyetine devredilmiştir. Yapı 1997 yılın da üniversite olmuştur.

Aya ve Cibali kapıları arasında Gül Camii yer alır. Yapı 1512’de Osmanlı fethinden sonra Aya Nikolaos Kilisesi’nden Camiye dönüştürülmüştür. Yine Cibali kapısı girişinde sağda Cebe Ali Türbesi ile tarihi bir çeşme bulunmaktadır.
Bu tarihi semtin sokaklarını gezerken önümüze daha keşfedeceğimiz ve birkaç fotoğraf karesine sığdırılamayacak güzellikler çıkacaktır.. Vakit ilerliyor şimdi yola çıkma zamanı..