

Gülhane Parkı’ndan Çemberlitaş’a 31 tarihi yer ve mekanı görebileceğiniz yürüyüş güzergahı oluşturduk.
Mevsimlerden ilkbahar yaz ise gül kokuları arasında, kavak yelleri serinliğinde başlayacak yolculuğunuz. Sonbahar ve kışın tadı ise rüzgarlarla şarkılar söyleyen ağaçlar. Her mezvsimin de başka bir tat başka bir lezzet.
Parka giriş yaparken sol tarafınızda bir yer göreceksiniz. Orası Türkiye’nin ilk müze kütüphanesi;►►Ahmet Hamdi Tanpınar Müze Kütüphanesi Tarihin içinde kitap kokularına karışmak istiyorsanız doğru yerdesiniz.
Parkın ev sahipliği yaptığı en önemli yerlerden biriyse İslam’ın bilimle buluştuğu►►İslam Bilim ve Teknoloji Tarihi Müzesi Müzede İslam dünyasının bilim insanlarının insanlık tarihine kattıkları ilerlemelere tanıklık edebilirsiniz.
Parkın içinde aynı zamanda tarihi kalıntıları ziyaret etmekte mümkün. Bizans döneminden kalma►►Gotlar Taşıve günümüze sadece birkaç kalıntısı kalmış ►►Aziz Pavlos Yetimhanesi Kalıntılarının bulunduğu alanı ziyaret edebilirsiniz.
Uzun ince gidiyorum gündüz gece diyerek Anadolu’nun kalbinde yer etmiş Aşık Veysel’in heykeli, Osman Hamdi Bey’in tarihe geçmiş Kaplumbağa Terbiyecisi Tablosunun 3 boyutlandırılmış bir halde sergilendiği yerlerde yine bu tarihi parkımızın içindeler.
Gülhane Parkı’nda ki gezintimizin ardından eşsiz bir zaman yolculuğunun kapılarına adım atıyoruz.

Gülhane Parkı yürüyüşünden sonra bizi bekleyen ilk yer, hemen çıkış kapısına gelince sağ tarafa kıvrılarak ulaşabileceğimiz İstanbul Arkeoloji Müzeleri
Zaman yolculuğu yapmaya hazır mısınız?
İstanbul Arkeoloji Müzelerine geldiğinizde tarihin binlerce senesi içerisinde yolculuk yapacak ve onlara kültüre ait izleri yakından göreceksiniz.
Mısır döneminden bir mumyayla tanışacaksınız
Tarihin ilk aşk şiirini yakından göreceksiniz
İnsanlığın yaptığı bilinen ilk yazılı anlaşma olan Kadeş Anlaşması da sizleri orada bekliyor.
Yüzbinlerce eserin sergilediği müzede neler yok ki?
Dünyanın en büyük lahdi Sidemara Lahdi
Tarihin en büyük imparatorlarından Büyük İskender’in lahdi
Yılanlı sütunun Yılan Başı
İnsanlığın ilk yasaları Hammurabi ve Ur Nammu yasaları
Roma ve Yunan heykelleri ve daha niceleri sizleri doyumsuz bir zaman yolculuğuna çıkaracak
Bir yanınız tarihin çağlarında gezinirken, diğer bir yandan müzenin gerek iç yapısındaki, gerekse bahçesindeki müthiş atmosferden büyük bir huzur duyacaksınız

Arkeoloji müzesi gezimiz bitince, çıkış kapısının solundan doğru yukarı bir yol çıkar. Osman Hamdi Bey sokaktır orası. O yolun sonu Topkapı Sarayına çıkar.
Üç kıtada hüküm sürmüş bir dünya imparatorluğu ve onun merkezi
Tarihin en büyük imparatorluklarından birinin sarayında gezineceksiniz
Hem Osmanlı İmparatorluğuna ait olan gücü hissedecek, hem de üç kıtanın eşsiz eserlerine tanıklık edeceksiniz
İslam Peygamberi Hz. Muhammed’e ait özel eşyalar
Musevi Peygamberi Hz Musa’ya ait denizleri ikiye ayırdığı söylenen Asa
İslam halifelerine ait özel eşyalar
İstanbul’u feth eden Fatih Sultan Mehmet’in kılıcı
Dünyada hüküm sürmüş, Avrupa’nın Muhteşem Süleyman diye adlandırdığı Kanuni Sultan Süleyman’a ait kılıcı
Dünyada en bilinen 22 elmas arasında olan Kaşıkçı elması
İmparatorluk döneminde sadece kadınların olduğu, erkeklerin giremediği Harem’i
Ve daha nicelerini saray gezisinde göreceksiniz. Sarayda gezinmenin tadını çıkarırken, aynı zamanda İstanbul Boğazını en eşsiz manzaralarından birinde seyretme şansını yakalayacaksınız.

Topkapı Sarayından Ayasofya’ya doğru hareket ettiğinizde son çıkış kapısına geldiğinizde hemen sağ tarafınızda Bizans’ın ilk kilisesi olan Aya İrini’yi göreceksiniz.
İstanbul’un fethinden sonra silah deposu olarak kullanılan kilise, sonraları müze haline getirilmiş günümüzde halen hem müze hem de sanat merkezi olarak hizmet vermeye devam ediyor.
Dünyanın alanlarında en iyi sanatçılarının ağırlandığı müze aynı zamanda İstanbul’da bir sanat merkezi.

Bunlardan ilki hemen sarayın çıkış kapısından sonra sağ tarafınıza doğru giden ufak yol. O yol Soğukçeşme olarak bilinen tarihi bir yol. Bir zamanlar saray ahalisinin elit tabakasının yaşadığı bir sokak. Hatta o sokakta doğmuş bir Cumhurbaşkanımız bile oldu.
Diğer mekan ise hemen Soğukçeşme sokağına girmeden karşınızda göreceğiniz Halı Müzesi. Sultanahmet Hünkar Kasrı olarak yapılan mekan günümüzde halı müzesi olarak hizmet vermekte ve Osmanlı dönemine ait halılar sergilenmekte. Müze aynı zamanda sadece halı üzerine kurulu ülkemizdeki tek müze olma durumuyla da oldukça önemli bir yere sahip. Ayrıca müzenin içinde saray dönemlerinde kalma fırınları görmenizde mümkün.
Saray kapısından çıktıktan sonra Ayasofya istikametine doğru yürürken bir çeşme karşılayacak bizi. 3. Ahmet tarafından yaptırılan çeşme, üzerinde padişahın kendi el yazısıyla yazılı yazı olmasıyla önemlidir.
Çeşmenin orada sağ tarafınıza baktığınızda gördüğünüz yer Ayasofya’nın Topkapı Sarayı kapılarına bakan yan kısmıdır. Birkaç metre aşağıya yürüdükten sonra sağ tarafa dönerseniz Ayasofya’nın girişine ulaşacaksınız. Girişe gitmeden önce çeşmenin hemen karşısındaki girişten Ayasofya’da ki padişah türbelerini ziyaret edebilirsiniz.
İstanbul’da Bizans Eserleri
Dünyanın en eski katedraline hoşgeldiniz. İki kere yakılıp yıkıldı ama halen binlerce senedir tüm ihtişamıyla misafirlerini bekliyor.
Roma imparatorluğunun ihtişamı, Osmanlı imparatorluğunun kudretiyle bütünleşmiş içinizde eşsiz hisler uyandırıyor
Dünyanın en görkemli yapıtlarından olan Ayasofya sizi bambaşka duygulara sürükleyecek
İçine girdiğiniz anda başka bir dünyanın kapılarını araladığınızı hissedeceksiniz

Ayasofya gezintimizin ardından çıkış kapısından hemen sağa doğru kıvrıldığımızda iki önemli alana ulaşacağız. Bunlardan birisi uzunca yıllar dünyanın merkezi kabul edilen Milion Taşı diğeri ise dünyaca ünlü Yerebatan Sarnıcı
Yerin üzerindeki güzellikler kadar yerin altında da bir tarih yatıyor Şehr-i İstanbul’da
Henüz içeri ilk adımınızı attığınızda daha önce böyle bir yeri görmediğinizi fark edeceksiniz
İnanılmaz bir atmosfer, ruha derinlik kazandıran müzikler eşliğinde yerin altında eşsiz bir gezinti
Medusa başının neden ters yapıldığını birbirinize soracak, balıklara bozuk paralar atarak dilekler dileyeceksiniz.
Ve tekrar yerin üzerine çıktığınızda, yeniden orada olmak isteyeceksiniz

Tam olarak dünyanın merkezinden bahsediyoruz
Pek çok kişinin bilmediği, fark etmeden geçtiği bir noktada sizi Milion Taşı bekliyor
Yüzlerce sene Roma döneminde dünyanın merkezi kabul edilmiş bir taşın gölgesindesiniz
Dünyanın tüm merkezleri yüzlerce yıl buradan ölçülerek hesaplandı ve dünyanın merkezi tam olarak burası kabul edildi
Milion Taşın’da dünyanın merkezine ayak basacaksınız

Milion taşında dünyanın merkezinde bulunduktan sonra Sultanahmet meydanı istikametine doğru döndüğümüzde kiminin şifa bulmak için gittiği, kiminin eğlencesini yaşamak istediği, padişahların hamamını görüyoruz. Mimar Sinan tarafından Hürrem Sultan adına yaptırılan hamam günümüzde halen özellikle yabancı turistlerin oldukça ilgisini çekiyor.

Hürrem Sultan Hamamını geçtikten sonra artık Sultanahmet Maydanı’ndayız. Ve karşımızda Sultanamet Camii.
Adını bölgeye veren Avrupalıların Mavi Camii olarak adlandırdıkları muhteşem bir yapıt göreceksiniz.
İmparatorluğun merkezinde onun gücünü simgeleyen eşsiz bir cami
Dünyanın en büyük mimarlarından Mimar Sinan’ın öğrencisi Sedefkâr Mehmet Ağadan heybetli bir yapıtı yakından gezeceksiniz

Sultanahmet Camii’nin hemen yanında İstanbul’un en önemli meydanlarından biri bulunuyor.
Bizans döneminde büyük hipodrom olarak kullanılan alan günümüzde hipodrom halini kaybetmiş, lakin içindeki tüm tarihi eserler kendilerini yaşatmaya devam etmişlerdir. Bunlardan biri de o kadar eski bir tarihe sahip olmasa da, hipodromu hiç görememiş olsa da o alana dikilen son anıt olmakla ünlü.
Bir zamanlar kanlı çınar diye bir ağacın olduğu anlatılan yere dikilen son anıt Alman Çeşmesi.

Alman Çeşmesinden hemen sonra bizi Mısır’dan uzun bir yolculukla İstanbul’a gelen, görkemli Dikilitaş bekliyor.
Mısırlı Firavunların görkemini göstermek için yaptırdıkları Obeliskler.
Dünyada tam 26 tane var ve bunlardan birisi İstanbul’da sizi bekliyor
Mısır uygarlığının görkemini yakından göreceksiniz
Doğunun ihtişamlarından birine yakından tanıklık edeceksiniz
Birkaç adım ilerledikten sonra yüzünüzü batıya döneceksiniz ve sizi orada Yılanlı Sütun bekliyor olacak

Dikilitaş’ın bir yanında Türk İslam Eserleri Müzesi, meydan yolunda ilerlersek birkaç adım sonra da bu sefer batıdan İstanbul’a gelmiş bir başka gücü simgeleyen anıt Yılanlı Sütun’u göreceğiz.
Hani birçoğunun dizilerden öğrendiği bir Pargalı vardı. İşte onun sarayındasınız..
Günümüzde Türk ve İslam Eserleri müzesi olarak düzenlenmiş saray aynı zamanda çeşitli etkinliklere de ev sahipliği yapmakta.
Ayrıca müzenin giriş bölümünde Tarihi Hipodromdan kalma kalıntıları da görmek mümkün

Dünyanın 300 Spartalı filmleriyle öğrendiği müthiş savaşlar
Yunan halklarının birleşmesi ve muazzam Pers İmparatorluğunu durdurması anısına yapılan, Delphi Tapınağı’ndan İstanbul’a getirilen Yılanlı Sütun
Sütuna baktığınızda görmeniz gereken bir şey daha var. Sütun pers ordularının ele geçirilen silahlarının eritilmesiyle yapılıyor
Bir kahramanlığın anıtına ve yenilmiş bir ordunun eritilmiş silahlarına bakmaktasınız

Yılanlı Sütun’u geçtikten hemen sonra Tarihi Hipodrom’un son tılsımıyla karşılaşacaksınız.
Kimin yaptırdığı bilinmeyen Örme Taş.

Tarihi Yarımada’da Roma var, Bizans var, Osmanlı var ama neden günümüze dair modern bir şey yok diyenlerin açtığı bir müze Marmara Üniversitesi Cumhuriyet Müzesi

At meydanını bitirdikten sonra hemen sola doğru bir yol kıvrılır. O yolu birkaç metre takip ederseniz tarihi arasta pazarına çıkacaksınız. Osmanlı döneminden kalma bir çarşı. İçinde de Bizans döneminden kalma Mozaikler Müzesi var.

Gülhane’den başlayan yolculuğumuzda At meydanıyla birlikte Sultanahmet kanadını bitirdik. O halde bakalım Sultanahmet’ten Beyazıt’a yürürken Divan yolunda neler göreceğiz?
Padişah 2. Mahmut hayatını bir tutam kül ve o külle hayatını kurtaran kalfasına borçludur.
O kalfa mükafatsız kalmamış, onun adına açılan mektep de günümüzde Türk Edebiyat Vakfı olarak kullanılmaktadır.
Sultanahmet tramvay durağının hemen karşısında tabelaları göreceksiniz.

Tramvay durağının hemen arkasında bir camii göreceksiniz.
Onu diğerlerinden ayıran özellik ise minaresinin solda olması

Divan yolunda Çemberlitaş istikametine doğru ilerlerken Sultanahmet tramvay durağının az ilerisinde sola giren yola girdiğimizde İstanbul’un ikinci büyük sarnıcını göreceğiz.

Binbirdirek Sarnıcını geçtikten sonra Divan yolunda karşı tarafta 2. Mahmut’un türbesi bulunuyor.
Bu türbe alanı aynı zamanda Türk Ocağının merkez binasına da ev sahipliği yapıyor. Ayrıca Anadolu isyan tarihinin önemli isimlerinden Şeyh Bedreddin ve Türk Edebiyat ve Fikir dünyasının önemli isimlerinden Ziya Gökalp’inde türbeleri yine burada bulunmakta

Divan Yolunun ilk yarısı biterken, Çemberlitaş’a girmeden hemen önce sağ tarafta Basın Müzesini göreceksiniz.
Dünyanın 4. Türkiye’nin ilk basın müzesi olan müze de Türk gazetecilik tarihine ait birçok eseri inceleyebilirsiniz.

Apollon tapınağından İstanbul’a yolculuk yapan taş. Efsaneye göre İsa Peygamberin eşyaları gömülüymüş altında.

Eşsiz bir kültür turizmi yaşamak, tarihin bambaşka köşelerinde gezinmek, tatilinize tarifsiz güzellikler katmak için, seyahat planlarınızı İstanbul’a yapın.
İstanbul seyahatinizde nerede kalacağınıza, nereleri görmeniz gerektiği, neleri tatmanız gerektiğine dair bilgiler almak istiyorsanız bize mail atabilirsiniz. Kalabileceğiniz otellerden, yemek yiyebileceğiniz mekanlara, gezi rotanızdan, eğlence alanlarına kadar her konuda bilgiyi arkadaşlarımız karşılıksız olarak size vereceklerdir. Şimdiden iyi tatiller, iyi eğlenceler…
Öğrenci 100 TL Mobil Müzekart 200 TL (2026)
İstanbul Arkeoloji Müzeleri
Kariye Müzesi
Topkapı Sarayı Müzesi
Ayasofya Müzesi
Büyük Saray Mozaikleri Müzesi
Türk ve İslam Eserleri Müzesi
Rumeli Hisarı
Aya İrini Anıt Müzesi